GAZZE’DE SADECE EVLER DEĞİL, İNSANLIK DA YIKILIYOR
GAZZE’DE SADECE EVLER DEĞİL, İNSANLIK DA YIKILIYOR
Gazze denildiğinde artık yalnızca savaş haberlerini duymuyoruz.
Yıkılmış evleri görüyoruz.
Çocukların korkusunu görüyoruz.
Annelerin çaresizliğini görüyoruz.
Babaların ailesini koruyamamanın acısını görüyoruz.
Açlığı, susuzluğu ve hastanelerde yaşam mücadelesi veren insanları görüyoruz.
Ve bütün bunların ortasında dünyanın büyük bir bölümü sessiz.
Gazze’nin sorunu yalnızca yakıt krizi değildir.
Sorun yalnızca gıda eksikliği değildir.
Sorun yalnızca hastanelerin zor şartlarda çalışması değildir.
Asıl mesele, insanların her gün ölüm korkusuyla yaşamak zorunda bırakılmasıdır.
Bir anne çocuğunu uyuturken bir sonraki patlamanın nerede olacağını düşünüyorsa, orada normal bir hayat yoktur.
Bir çocuk evinin yıkıntıları arasında ailesinden birini arıyorsa, orada yalnızca binalar yıkılmamıştır.
Bir aile günlerce ne yiyeceğini düşünüyorsa, bu yalnızca ekonomik bir kriz değildir.
Bu bir insanlık dramıdır.
Gazze’de yaşayan insanların da diğer insanlar gibi güvenli bir evde yaşama, çocuklarını korkmadan büyütme, hastalandığında tedavi olma ve sabah uyandığında hayatta olacağından emin olma hakkı vardır.
Fakat dünya, bu insanların acısına alışıyor gibi görünüyor.
Her gün yeni ölüm haberleri geliyor.
Her gün yeni bir yıkım görüntüsü ortaya çıkıyor.
Her gün yeni bir aile hayatının en büyük acısıyla karşı karşıya kalıyor.
Bir süre sonra ise bütün bunlar haber bültenlerinde birkaç dakikalık görüntülere dönüşüyor.
Peki sonra?
Dünya ne zaman gerçekten harekete geçecek?
Uluslararası toplum ne zaman “yeter” diyecek?
Çocukların ölümü, hangi coğrafyada gerçekleşirse gerçekleşsin aynı derecede acı değil mi?
Bir insanın hayatı, hangi dine, hangi millete veya hangi kimliğe ait olduğuna göre değer kazanıp kaybedebilir mi?
İsrail’in güvenlik hakkı konuşulurken, Gazze’deki sivillerin yaşama hakkının da aynı kararlılıkla savunulması gerekmiyor mu?
Elbette sivillere yönelik şiddet kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin kabul edilemez. Ancak sivillerin yaşadığı acıyı görmezden gelmek de çözüm değildir.
Bugün Gazze’de yaşananlara bakarken yalnızca İsrail’i veya Filistin’i değil, kendi insanlığımızı da sorgulamak zorundayız.
Çünkü sessizlik bazen tarafsızlık değildir.
Bazen sessizlik, acının normalleşmesine izin vermektir.
Gazze’de insanlar ölürken dünyanın sessizliği, insanlığın vicdanında ağır bir soru olarak kalacaktır:
“Bütün bunları gördünüz. Peki neden sustunuz?” Ve hicbirsey yapmadiniz?
AvrupaHaber24
avrupahaber24.com